Terapi Nedir ve Nasıl Bir Süreçtir?
Terapinin ne olduğuna dair her birimizin zihninde mutlaka bazı tanımlamalar vardır. Peki terapi gerçekten nedir? Terapi nasıl bir süreçtir? Terapiye ne zaman başlanmalı?
Psikolog Beyzanur Turan
1/6/2026
Toplumumuzda terapi her zamankinden çok biliniyor, duyuluyor ancak terapinin ne olduğu gözlemlerime göre hala soru işaretleriyle dolu. Danışanlarımın şaşkınlıkla kurduğu “Terapinin böyle bir şey olduğunu hiç bilmiyordum” cümlesi; yapılan ‘terapi gibi’ paylaşımları, yorumlar ve terapiye dair söylemler bana hep aynı şeyi fısıldıyor: Terapi konuşuluyor ama hâlâ tam olarak ne olduğu bilinmiyor.
Her terapiste “Sizce terapi nedir?” diye sorsak ortaya yüzlerce farklı cevap çıkar. Ancak genel geçer tek bir cümlenin ortak söylem olacağını tahmin ediyorum: zihinsel süreçleri ve duyguları anlamlandırabilmeyi sağlayan yargılamanın olmadığı tamamen güvenilir, profesyonel bir yol.
Bir terapist olarak benim terapi tanımlamamsa biraz sizinle de şekillensin, terapiyi detaylıca tanımlayalım, aklınızda tam bir çerçeveye oturmasına yardımcı olayım istiyorum. Tabiki tam olarak ifade edebilmek mümkün değil örneğin “zihni” tanımlamak gibi bir şey bu çünkü. Saatlerce üzerine konuşulabilir. Bunun için maddelerle ilerlemek bence en kestirme yol.
1) Terapi diyince gözümüzün önünde canlanabilecek öyle çok şey var ki! Sanat terapisi, müzik terapisi, renk terapisi, dans terapisi. Bunların her biri de anlam olarak olumlu, huzurlu, sakin, tamamen ruha iyi gelecek hisler bırakıyorlar. Oysa “terapi” kelimesi tıbbi bir kelimedir ve kökeni Antik Yunanca’dan ‘therapeia’ya dayanır ve “iyileştirmekten” çok, “birinin iyileşme sürecine eşlik etmek” anlamını taşır. Belki de terapinin bugün yanlış anlaşılmasının nedeni, terapi kelimesinin birçok kelimeye yakıştırılıp anlamının zamanla unutulmuş olmasıdır. Terapi yolculuğu çoğu zaman sakin, huzurlu bir süreç değildir. Hatta bazen kızgın bir demiri kucaklamaya bile benzer.
Bir başkasını sevmek, onunla ilgilenmek, kusurlarını kabul etmek kolaydır, ama kendimize odaklanmak, olduğumuz kişiyi kabullenip sevebilmek Jung’ın deyimiyle kızgın bir demiri kucaklamaya benzer. İçimizi yakar der Jung bu yüzden ızdırap verir.
Terapi yolculuğu da bir yol arkadaşı, profesyonel bir terapistin yol göstericiliğiyle bu kızgın demiri kucaklamaktır çoğu zaman. Böylece sonunda daima yanımızda olan tek kişinin dostluğunu verebilir bize; kendimizin. Bu yüzden varlığı bile unutulan karanlık iç odalara ışık tutar. Alışkanlıklarımızdan, düşünce kalıplarımızdan, hissetmeyi kendimize reva görmediğimiz duygulardan kaçmamayı, ne kadar zor olsa da durup onlarla yüzleşme cesaretini gerektirir. Bu yüzden terapide amacımız “iyi hissetmekten çok, hissetmede iyileşmektir.”
2) Terapi terapistinizin size ne yapacağınızı söyleyeceği, sizi yönlendireceği, fikir vereceği bir yer asla değildir. Terapistiniz size “hayatınızda neleri değiştirebileceğinizi, bunun için nelere sahip olduğunuzu, düşünce kalıplarınızı” yönlendirme olmaksızın tamamen güvende bir alanda fark ettirir.
Değişimin anahtarı, bu farkındalıklarla neler yapacağınız tamamen sizin ellerinizdedir. Terapist direksiyon başında değil, bu yolculukta yan koltuğunuzdadır. Siz kendi hayatınızın uzmanısınız. Terapist ise araba sürüşünüze bilgi, dikkat ve eşlik getirir. Terapi iki kişilik bir süreçtir.
3) Terapiye sadece kriz durumlarında başvurulmaz. Psikoterapi sadece zihinsel sağlığı korumak için bir tercih değil; sürdürebilir bir psikolojik iyi oluşun temelidir. Bu nedenle başlamak istediğiniz herhangi bir anda terapiye başlayabilirsiniz. Önemli olan tek şey sizin hazır oluşunuzdur. Terapi; kendini tanımak, ilişkileri anlamak, sınır koymayı öğrenmek ve yaşamla daha bilinçli bir ilişki kurmak isteyen herkes içindir.
4) “Terapi sürecine başlamak istiyorum ama nereden başlayacağımı, nasıl anlatacağımı bilmiyorum.” diyorsanız bunun çok normal bir durum olduğunu söylemek isterim. Hayat karmaşıktır, kendini anlamak ve anlatmak zordur. Terapistiniz işte tam da bu nedenle nereden başlayabileceğinizi keşfetmek, bu karmaşıklığı sizinle beraber tamamen güvenli bir alanda, koşulsuz saygı ve etik sınırlar dahilinde yargılamadan düzenlemek için yanınızdadır.
5) Terapi bir sohbet ortamı değildir. Çoğu zaman yalnızca “konuşmak” olarak düşünülür; iki kişinin oturup dertleştiği, rahatlatıcı ama yüzeyde kalan bir süreç gibi. Oysa terapi, konuşmanın çok ötesinde bir deneyimdir. Duygularla gerçekten temas etmeyi, bedende olup biteni fark etmeyi, otomatikleşmiş ilişki kurma biçimlerini görmeyi ve onları güvenli bir alanda yeniden deneyimlemeyi içerir. Sözcükler bazen sadece kapıyı aralar; asıl dönüşüm, fark edilenlerde, hissedilenlerde ve ilişkide yaşananlarda gerçekleşir. Konuşma terapide amaç değil, değişimin kendisine ulaşan yollardan yalnızca biridir.
Umarım terapi yolculuğu zihninizde artık daha nettir. Erich Fromm "insan olmak bir varış değil, yolculuktur." der. Terapi yolculuğu bu yolculuğu daha anlamlı kılabilir diye devamını getiririm bu söz her aklıma geldiğinde. Bazen konuşarak, bazen susarak; bazen fark ederek, bazen sadece hissederek. Eğer bu yazı, terapinin ne olduğuna dair sende yeni bir pencere araladıysa ve bu pencerenin biraz daha açılmasına izin vermek istersen, bu yolculuğa beraber çıkmaya hazır olduğunda daima buradayım.